Rafet-Elçi-Platonun-Aşkı3

Yeni Roman

Litera Kitap

Ölümsüz aşka inananlara, idealleri için yaşayanlara…

page_bkgd8

İki sene, yüz cilt kitap ve iki yüz yirmi sayfa.

Platon'un

büyük hatırı için, tabi Harmonia'nın da...

@rafetelci

Yaklaşan

Etkinliklere Baktınız mı?

Tıklayın

­

“Bir gülümseyişiniz için size tam üç dünya verebilirdim fakat yalnızca bir tane var, şu halde çok mahcubum efendim.”

 Ahrar #BirMedeniyetinRomanı

20 Kasım 1979’da Bayburt’ta doğdu. Kendi kendini yetiştirme yolunu seçti. Liseyi bitirdiğinde bütün roman klasiklerini okumuş, batı felsefesi ile tanışmış ve Türk tarihine alaka duymaya başlamıştı. Üniversiteyi de bir çeşit mecburiyet olarak tamamladığında basılmış üç kitabı ve devam etmekte olan projeleri vardı. İş hayatına atıldığında da onu okumaya ve yazmaya zorlayan “iç mecburiyetin” sesini susturamamıştı. Her şeyi bir tarafa bırakıp yazmaya devam etti. Bugün (2016) altı romanı, iki şiir kitabı, nazım olarak Türkçeye aktarıp şerh ettiği bir kitabı ve bir de tarih çalışması yayınlanmış durumda. Kahramanlarında bu “mecburiyet” düşüncesinin derin izleri görünür.
Kanayan Kafesler’deki “Kafesler” insanı hayat karşısında çok zaman kendisine zarar verecek bir tavır içinde bulunmaya zorlayan “mecburiyetler”dir. Bu anlayışa göre soylu bir ruhun seçme şansı yoktur. Ondan gözüken anlaşılmaz tavır bir tercihin, değil bir mecburiyetin eseridir. Zira başka türlü davranması imkan dışındadır. Şair romanının iki unutulmaz karakteri olan Zeyd ve Tuleyle’nin gösterdikleri tavrı da bu şekilde okumak mümkündür. Bir önceki romanı Ahrar’ın bir diğer adı da bu yüzden “Mecburlar Yolu”dur.

[Şiir]
Kemiğe Dayanmış Yaralar (2003)
Yolcu (2013)

[Roman]
Kalbimdeki Monarşi (2003)
Kanayan Kafesler (2004)
Ruhlar Pipo İçmez (2009)
Şair (2011)
Ahrar (2013)
Türk Harp Kudretinin Sınırları (2013)
Gülşen-i Râz (2014)
Platon’un Aşkı (2016)

Twitter’da takip edin!

Şair-Yazar Rafet Elçi

@rafetelci

Kimsenin görmediği aynalardan görülen ve kimsenin görmediği aynalardan gören için yazmak hiç okuyucusuz kalmamaktır.

“… Ve çaresizlik içinde kapanmak kollarına ve hıçkırarak ağlamak… “Ben yapamıyorum!” diye haykırdığın an omzunda bir elin varlığını hissetmek. “Sen yapacağını yaptın şair gerisi bize kaldı” sözünü duymak. Dağınıklığın toparlanması, düşüncelerin bir araya gelmesi, netleşen resimler, canlanan heykeller, bacası tüten evler, vatan haline dönen haritalar, hayatın başlaması ve fildişi mahfazasından çıkarılan altın kalemin parşömen kâğıtlara dokunması…
Yıllar süren hamileliğin sonunda kanlar içinde doğan bebek, önce ilgisizliğin ve anlayışsızlığın yollarında emekleyecek, sonra kendi ayakları üzerinde doğrulup ebediyete doğru yürüyecek. Ta ki yüzyıllar sonra, bin yıllar sonra bir adam büyük bir eser yazmak istediği zaman kulaklarında çınlasın ve çalışma masasında her satırı çizilmiş olarak yerini alsın…

İşte bunun adı yazmaktır dostum.”

Rafet Elçi

“Çünkü kimin derdidir varolmak? Varolmak güneşe bakanların derdidir.”

Platon’un Aşkı romanından

Platonik Aşk ‘a Adını Veren Aşk

Hocasının öldürülmesinin ardından Atina’yı terk eden Platon, İtalya’nın güneyindeki sahil şehri Taras’a gelir. Burada felsefesinin temellerini atmak niyetindedir. Fakat misafir olduğu evde Harmonia ile karşılaşır; Taras’ın Filozof Kraliçesi Harmonia ile… İkisi de bu karşılaşmanın neticelerinin farkındadır. Yüzyıllarca konuşulacak bir aşk doğar. Fakat aralarında bir engel vardır; Platon’un idealleri.

İşte bu yüzden Platonik bir aşktır bu.

Ölümsüz aşka inananlara, idealleri için yaşayanlara…

Şimdi satın alın
Platon 'un Aşkı
0
Gün
0
Cilt Kitap
0
Sayfa

“Ey şeyh! Şiirler, şairlerin birbirlerine yazdıkları mektuplardır. Gerçek şairlerin hepsi kardeştir. Birbirlerinin şanı ile iftihar ederler ve birbirlerinin felaketine üzülürler.” #YüzyılınRomanı Şair ‘den

DOĞUNUN CEVABI

Şaire ve şiire tapan insanların yaşadığı uçsuz bucaksız bir çöl… Acımasız toprakların şekillendirdiği yakıcı bir güzellik ve onu elde etmek için birbirine kelamın kılıcını çekmiş iki efsane şair. İnsanların sözlerine Allah ‘ın sözlerinin karışmasıyla neticelenen dramatik bir yarışma…
Arka planında Doğu Roma, Sasani ve Batı Türk imparatorlukları arasındaki dünya harbinin yaşandığı bu dram, kadim Arap dininin ve Arap töresinin son günlerine ağıtlar yakan bir putperestin diliyle anlatılıyor.

Bir söz için yaşayıp bir söz için ölen insanların dünyasına düşen yakıcı sözler… Başdöndürücü şiirler eşliğinde yaşanan unutulmaz bir doğu masalı. Persler, Doğu Romalılar, Türkler, Ermeniler, Gürcüler, Agvanlar, Avarlar, Çinliler ve Araplar, kısacası kadim dünyanın kadim halkları bu masala şahitlik ederken kendileri adına kendileri konuşuyorlar. Bu romanın bir cevap olması için; DOĞUNUN CEVABI.

“Bu sözler yükselecek ve üzerine hiçbir söz  çıkamayacak. Altında kalanlarsa ezilecektir.” 

Velid b. Muğire -Şair Romanından

Şimdi satın alın

Bana Göre Şair

Doğar doğmaz söylediği ilk üç şey “Sonsuz, Keder ve İştiyak” tır. Sonsuz bir kederle duyduğu bu iştiyak onu günden güne tüketir. Bu adamın kalbinde bir mıknatıs vardır. Büyük sözler düşer bu kalbe ve kendisinin söylemediği her büyük söz gözlerini yaşlarla doldurur. Kutsal kitaplara kıskançlıkla bakan tek kişi bu adamdır.
Yolcu Kitabından #ŞiirveŞair

BULAMAM ARTIK

Bir ağır işiten serçeyi düşün
Ve bir karınca şarkısı gülüşün

Duyamam duyamam artık

Düşün, münzeviyim menfada kışın
Meçhul ülkenin güneşi bakışın

Bakamam bakamam artık

Bir peri evinde tül gibi tenin
Ve sen ardındasın o tül perdenin

Bulamam bulamam artık

Yolcu

Şimdi satın alın
Rafet Elçi-Yolcu

YOLCU

Halbuki Titanlar arzı titreten adımlarıyla bir araya toplandıklarında şair alevden kırbacı ve şimşekleri atıyla gelir ve onlara katılır.

Birazcık olsun kendini önemli biri olarak görmeyene, bir kartal gördüğü zaman kollarında birazcık olsun yanma hissetmeyen bir sürügen nasıl olur da şiir yazabilir? Tefeciden din adamı, korkaktan asker ve mütevazı bir adamdan şair olmaz.

Sıkıcı bir gerçeklik romanın konusu olabilir, çünkü o gerçekten de hayata tutulan bir aynadır; halbuki şiir sıkıntının üzerinde savrulan bir kırbaçtır. Şair öfke doludur, aşk doludur iştiyak doludur. O sonsuzu bile değiştiren adamdır; insanlara sonsuz adına yalanlar söyler ve dünya üzerindeki en büyük yalancılar şairdir. Ama ne güzel yalanlardır bunlar! Çünkü hakikat görebilen için bir şiirdir. Şairin büyüklüğü bu sahte hayata, hakikatin dışında bir şiir giydirmesindedir.

Shakespeare: “Bizler rüyaların yapıldığı kumaştan yaratılmışız.” derken, herhalde balçıktan yaratılmış beşeri kastetmiyordu. Zira peygamberler hakiki nurdan, sıradan insanlar balçıktan yaratılmıştır. Rüyalardan yaratılanlar ise yalnız şairlerdir. Bu yüzden de sayıları çok azdır.

“Düşünün ki, ucu sivriltilmiş dev bir kalemi semaya kaldırdım ve indireceğim yerde kalbiniz olacak.”

MECBURLAR YOLU

Emir Timur, Yıldırım Bayezid, Mirza Şahruh… Üç büyük sultanın gözünden, siyaset, devlet ve kanun…

Uluğ Bey, Kadızade Rumi, Cemaleddin el-Kaşi… Üç büyük dâhinin gözünden, ilim, ilerleme ve aydınlanma…

Muhammed Parisa, Yakub-u Çerhi , Şah-ı Nakşibend… Üç büyük velinin gözünden, varlık, yokluk ve hakikat…

Öge Begüm Sultan, Şad Mülk Hatun ve Sevgi Hanım… Üç büyük kadının gözünden, aşk, bağlılık ve sadakat.

Halil Sultan, Selman Bey, Kulaksız, Üç büyük erkeğin gözünden, yiğitlik, cesaret ve dürüstlük.

Ve Ubeydullah Ahrar… İsimleri ve sıfatları toplayıp yeniden tasnif ediyor, ta ki Hak ismi hepsine baş oluncaya kadar…

Çarpıcı bir felsefe, büyüleyici bir aşk, hayran bırakan bir tarih ve şiddetli bir tasavvuf romanı… Şair romanının yazarından insanlığın tefekkür semasını sarsacak muhteşem bir eser.

Şimdi satın alın

“Dünyayı hafife almayın efendimiz. İsa’ya rağmen, Musa’ya rağmen, Muhammed’e (sav) rağmen cazibesini koruyor.”

“Efendim ben, bir zaman kalbin… Yani onun içimizde olduğunu sanıyordum. Gaflete bakın ki her şey onun içindeymiş.”

“Eser odur ki ölenler, ölemeyenlerin göremediği şeyleri görsün. Yoksa nasıl ölümsüz olacaksın?”

“Ne kadar yalnızmışım meğer! Herkesi bir son bekliyor beni sonsuzluk.”

RUHLAR PİPO İÇMEZ

Rüyalara tesirde bulunarak ikinci bir hayat meydana getirmeye çalışan ve bunu başarınca “Gerçek Hayat”ın da değişeceğine inanan genç bir psikoloğun rüyalar ülkesine yaptığı seyahat.

Ölmüş bir şairin kendisi gibi uyuyan altı insanın rüyalarını yöneterek meydana getirdiği hayal şehir. Genç psikoloğun farkında olmadan bu hayal şehirde yaşamaya başlaması.

Mezarlıklardan uykulara, uykulardan mezarlıklara bir rüya çemberinin içinde gidip gelen bir arayış. Simetri hastası iki rüya dedektifinin rüya çemberini kırıp zaman çemberini keşfi.

Gerçeğin yeniden inşası.

Şimdi satın alın
Rafet Elçi-Ruhlar Pipo İçmez

KANAYAN KAFESLER

“Ben öyle hüzünlüyüm ki gökler! Çünkü öyle seviyorum ki aşkı!
Ve aşk öyle uzak ki benden… “

Kanayan Kafesler

Utangaç bir Kazanova…

Azim Murat’ı tarif edecek en kısa cümle bu olurdu herhalde. Fakat okumaya karşı sonsuz bir arzusu ve her zerresine sinmiş büyük bir gururu vardı. Temas ettiği her bir kadınla arasında bir meselenin doğmasına sebebiyet veren onun bu özellikleriydi. Fakat kadınlar onun çekim gücüne kendi derinlikleri nispetinde kapılıyorlardı. En büyük trajediyi en büyük olanının yaşaması işte bu yüzdendi. Kanayan Kafesler aşkın her seviyesinin görüldüğü bir roman. Romancının gücü o utangaç Kazanova’nın ‘‘varlık’’ adına tutunduğu her şeyi elinden alınması ve yerine ‘‘Gerçek aşk’’ a hazır bir bedbaht bırakmasında gizli. Zenginlik ve asalet sahibi ‘‘o büyük kadın’’ların söküp atamadığı gururu paramparça olunca rüyalarını aydınlatan o ‘‘sarışın mum’’ yanmaya başlayacaktır.

Şimdi satın alın

“GÜLŞEN-İ RÂZ” ŞEBÜSTERİ

O, cana düşünmeyi öğretenin adıyla
Gönül mumun parlatıp yakandır can nuruyla

Aydınlandı iki âlem nazar etmesiyle
Âdem’in toprağını çevirdi bir Gülşene

Nasıl bir kudrettir o ki, bir nazarıyla
İki âlemi “Kâf” ve “Nun”dan kıldı mücella

Kudretin “Kâf”ından kaleme, nefesle bağış
Yokluk levhinde zuhur eyledi bin bir nakış

1318 tarihinde, Emir Hüseyin’in elçisi Şebüster’e gelir. On beş sorudan oluşan bir mektup taşımaktadır. O tarihte otuzlu yaşlarının henüz başında bulunan büyük âlim ve mutasavvıf Mahmûd Şebüsterî hazretlerini aramaktadır. İçinde pek çok ulu zatın bulunduğu bir mecliste, Emir Hüseyin’in mektubunu açıp okumaya başlar. Büyük sufi soruların hepsine derhal aynı vezinde cevap verir. Bu hadiseden hayranlık içerisinde olan o ulu zatlar, verdiği bu cevapları genişletmesini ve manzum bir eser meydana getirmesini isterler. Böylelikle elinizdeki bu muhteşem eser yazılmaya başlanır.

Tasavvuf edebiyatının en büyük şaheserleri arasında yer alan Gülşen-i Râz, yazıldığı tarihten bu yana hakikat yolcularına kılavuzluk etmektedir. Eser bu haliyle tasavvuf üzerine araştırma yapan ilim adamlarının da en çok müracaat ettiği kaynaklar arasında yer almaktadır. Bu eser Rafet Elçi tarafından Türkçe’ye nazım olarak aktarılmış ve yorumlanmıştır. (Önsözden)

Şimdi satın alın

TÜRK HARP KUDRETİNİN SINIRLARI

Bin yıl boyunca Türk ordularını Büyük Bozkırın yenilmez gücü yapan teknik ve taktik üstünlükler…

 

Roma Lejyonlarını, Çin piyadelerini toprağın üzerinden toz bulutu gibi süpüren bu heybetli süvarileri kale surları önünde çaresiz bırakan eksiklikler…

 

Karşılaştırmalı analizler, detaylı harp anlatımları ve Asurlardan Perslere, Romalılardan Gök-Türklere büyük orduların fetih sınırları…

İlk Çağlardan başlayarak kronolojik ve eş zamanlı bir tarih anlatımı…

 

Gök-Türk tarihinin esas kaynakları olan Çin arşivlerinin maskesini düşüren bir tarih eleştirisi…

Şimdi satın alın

Öne Çıkan Şiirler

Bulamam Artık

Yazar |Ocak 6th, 2016|Kategoriler Şiirler|Etiketler: |

Bir ağır işiten serçeyi düşün Ve bir karınca şarkısı gülüşün Duyamam duyamam artık Düşün, münzeviyim menfada kışın Meçhul ülkenin güneşi bakışın Bakamam bakamam artık Bir peri evinde tül gibi tenin Ve sen ardındasın o tül [...]

FETRET III

Yazar |Ocak 6th, 2016|Kategoriler Şiirler|Etiketler: |

Simsiyah kanatlar, alev rengi atlar, ölümü içen gözler, “öl artık ” diyen her yer karanlık ve yaslı. Kaskatı ve paslı esmer ellerim ile dua etsem bile sesimi kim duyacak; karanlık ve uzak yıldızlar mı? Haşa [...]

FETRET II

Yazar |Ocak 6th, 2016|Kategoriler Şiirler|Etiketler: , , , |

Donuklaşan bakışlar can çekişen ışıklar, karanlığın kuşatması, bir yıldırım çarpması kımıldayan mezarlar, ve inleyen duvarlar… Kilidi düşüren gölge, inime dolan imge parçalanmış cesetler karışan istikametler sessiz harflerin gecesi sayıların bilmecesi Hem bildiğimiz ne var? Öyle [...]

FETRET I

Yazar |Ocak 6th, 2016|Kategoriler Şiirler|Etiketler: |

Huzur ve şüphe, uzayan gölgeler işte, putların sükûtu, harplerin putu paganların işi dogmaların direnişi, her yerde fetret adım adım cinnet lanet sana ey yumak okuyup yine okumak lanetli kitapları hep ısınan sinirler sebep midemin bulantısı [...]

İstanbul Trajedisi Yolcu Kitabından

Yazar |Haziran 11th, 2013|Kategoriler Şiirler, Videolar|Etiketler: , , , , |

Rafet Elçi 'nin Yolcu kitabından İstanbul Trajedisi şiiri. Zarif okuyuşuyla Şair Mustafa Yıldız 'ın sesiyle. 10 Haziran 2013

Load More Posts

Öne Çıkan Videolar

En güzel “E lucevan le stelle”

Rafet Elçi Ülke’de Bu Gece Programında

Türkiye ve dünya gündemini etkileyen en önemli haberler, güne damga vuran olayları genç  ve dinamik sunumuyla, birbirinden değerli konuklarıyla değerlendiren Türkan Kaya 09 Aralık 2013 Pazartesi gecesi yazdığı romanlarla zirvede adından söz ettiren Rafet Elçi ‘yi ağırladı. Elçi ‘nin merakla beklenen ve yeni çıkan romanı Ahrar diğer adıyla Mecburlar Yolu ve yazarı konuşuldu. #Ahrar #RafetElçi

09 Aralık 2013

Rafet Elçi Gündem Kültür ve Sanat Programında

Rafet Elçi Trt Türk kanalında Bünyamin Yılmaz’ın sunduğu, kültür sanat gündemini yepyeni bir bakış açısı ile ekrana taşıyan  “Gündem Kültür Sanat” programına Ahrar ve Şair romanlarıyla ilgili kısa bir demeç verdi. Romanlarında; karakterlerin özellikleriyle yaşamın ilişkisine, dönemin tarihine, kültürlerin birbirleriyle farklılıkları ile birleştikleri noktalara ve ülkelerin birbirleriyle ilişkilerine de değindiğini aktardı.

23 Kasım 2013

Rafet Elçi Devrialem Programında

Kültür ve sanatta bizi biz yapan duygularımızı, geleneklerimizi, kültürümüzü, sanatımızı canlı yayınlarla ekrana taşıyan Devrialem, Şair ve Yazar Rafet Elçi ‘yi konuk etti. Ceren Korkmaz ‘ın sorularına cevap veren Elçi, Ahrar ‘ın manasından, romandaki karakterlerinden ve içinde barındırdığı tarih, ilim, siyaset, felsefe ve Aşk konularına değindi. Diğer adı Mecburlar Yolu olan romanının ilk baskısının kısa sürede tükendiğini ve sadık okuyucu kitlesinin büyüdüğünü ifade etti.

Rafet Elçi Burası Haftasonu Programında

Duygu Canbaş ‘ın sunumu ile Habertürk kanalında Cumartesi ve Pazar sabahları her alandan popüler konukları ağırlayan Burası Haftasonu programına Şair ve Yazar Rafet Elçi konuk oldu. Son romanı Ahrar diğer adı ile Mecburlar Yolu ile ilgili merak edilenleri cevaplayan Elçi, romanında adını aldığı mecburiyetlere, romanın oluştuğu semalara ve en üst semada bulunan Hâce Ubeydullah Ahrar Hazretlerine değindi.

27 Ekim 2013

İstanbul Trajedisi Yolcu Kitabından

Rafet Elçi ‘nin Yolcu kitabından İstanbul Trajedisi şiiri. Zarif okuyuşuyla Şair Mustafa Yıldız ‘ın sesiyle.

10 Haziran 2013

Öne Çıkan Yazılar

Platon’un Aşkı Romanından

Yazar |Ocak 12th, 2016|Kategoriler Platon'un Aşkı, Sırça Saray|

Öyleyse cevabı ya içimizde bulacaktık ya da hiç bulamayacaktık. Platon'un Aşkı romanından.

Sitemiz yeniden yayında!

Yazar |Ocak 9th, 2016|Kategoriler Haberler|Etiketler: , , , |

www.rafetelci.com az sonra tekrardan yayın hayatına başlıyor. Ey Büyük Şair; Kendi deyiminle başımızın üstündeki tefekkür semasını tanıma fırsatı verdiğin için, yine kendi deyiminle o başını gökyüzüne kaldırıp arzın üzerinde "ben hazırım" diyen adamın kalbine inen [...]

Bulamam Artık

Yazar |Ocak 6th, 2016|Kategoriler Şiirler|Etiketler: |

Bir ağır işiten serçeyi düşün Ve bir karınca şarkısı gülüşün Duyamam duyamam artık Düşün, münzeviyim menfada kışın Meçhul ülkenin güneşi bakışın Bakamam bakamam artık Bir peri evinde tül gibi tenin Ve sen ardındasın o tül [...]

FETRET III

Yazar |Ocak 6th, 2016|Kategoriler Şiirler|Etiketler: |

Simsiyah kanatlar, alev rengi atlar, ölümü içen gözler, “öl artık ” diyen her yer karanlık ve yaslı. Kaskatı ve paslı esmer ellerim ile dua etsem bile sesimi kim duyacak; karanlık ve uzak yıldızlar mı? Haşa [...]

FETRET II

Yazar |Ocak 6th, 2016|Kategoriler Şiirler|Etiketler: , , , |

Donuklaşan bakışlar can çekişen ışıklar, karanlığın kuşatması, bir yıldırım çarpması kımıldayan mezarlar, ve inleyen duvarlar… Kilidi düşüren gölge, inime dolan imge parçalanmış cesetler karışan istikametler sessiz harflerin gecesi sayıların bilmecesi Hem bildiğimiz ne var? Öyle [...]

FETRET I

Yazar |Ocak 6th, 2016|Kategoriler Şiirler|Etiketler: |

Huzur ve şüphe, uzayan gölgeler işte, putların sükûtu, harplerin putu paganların işi dogmaların direnişi, her yerde fetret adım adım cinnet lanet sana ey yumak okuyup yine okumak lanetli kitapları hep ısınan sinirler sebep midemin bulantısı [...]

Bir mesaj gönderin.

Adınız (gerekli)

Epostanız (gerekli)

Konu

İletiniz

Okuyuculardan gelen mesajlar.

Sadece dile getirilebilenler

Başımızın üzerinde bir tefekkür seması vardır. Burada yaratıcı fikirler, çarpıcı imajlar, baştan çıkarıcı tasavvurlarla birlikte dönüp dururlar. Ne zaman ki arz üzerinde bir adam başını göklere kaldırıp “ben hazırım der” o yaratıcı fikirler o çarpıcı imajlarla birlikte o adamın kalbine inerler. Bir kara delik kadar çekim kudretine sahip ağır bir kütledir esasında inen. Bu siyah nokta hem gökyüzüne ait tasavvurları hem de yeryüzündeki bütün suretleri insana dair bütün sıfatları ve kuvvetleri toplamaya başlar. İyice sıkışınca da patlar. Benim sanat eseri dediğim şey bu patlamanın neticesinde oluşan evren. “Kitabınızı bir cümleyle özetler misiniz?” diye sorduklarında bu yüzden bocalıyorum. Başkaları ona baktıklarında ne görürler bilmem ben büyüyen değişen bir “alem” görüyorum onda.

www.hurriyet.com.tr

Hiç abartmadan, tek bir cümleyle söyleyebilirim ki, gerçek entelektüellerin beklediği, haset duygularından arınmış, bu ülkenin insanı için bir şeyler isteyen ve adını hiç duymadığımız o yazar geldi. Romanının adı da ‘Şair’.
Serdar Akinan, Akşam
Şair büyük bir edebiyat hadisesi. Üslupsuzluğa, sıradanlığa, basitliğe, ucuzluğa ve kolaycılığa, sadece bizim edebiyatımızı değil bütün modern edebiyatları saran bu illetlere indirilmiş müthiş bir darbe.
Henüz çok genç olmasına rağmen bu çapta bir eser verebilmiştir. Kendisini çok iyi yetiştirdiği ve eserini çok sağlam temeller üzerine oturttuğu oldukça belirgin… Rafet Elçi ve “Şair”in, Türk edebiyatının en önemli romanlarından birisi olacağını şimdiden söylemekte yarar görüyoruz.
Mustafa Yıldız, Sanat Alemi
Son sözümü ilk baştan söyleyeyim: Beğendim ve etkilendim. 550 sayfalık kitabı üç günde bitirdim. O kadar sürükleyici idi ki ara verdiğim zamanlarda bile aklım kitapta idi ve bir an önce gidip kitabı okumak istiyordum.
Doç.Dr. İsmail Güleç, Sakarya Üniversitesi